Perşembe, Temmuz 29, 2010

Tanışmak ve Taşınmak -1-

Bügün Toronto da 20. gün..Önemli bir gün,, çünkü evdeki son koli mi de açtım:)) Mis gibi oldu evim..Seneler sonra cam silip, ütü yaptığımı farkettim..Ama zevkle.. İlk günler bana yabancı gelen evim, tanıdık, hatıralarla dolu objelerle ısındı birden...

Benim için "yeni hayat" ,,  sevdiklerimi havaalanında bıraktığım an başladı..  En zor atlatmam gereken durum du çünkü..  Bir ayrılabileyım gerisi kolay:))...Evet ayrılmak zor,  gerisi kolay oldu hakikaten.:)) 2 kızımı koynuma alıp uçtum buralara..Barbar (yani kocam:)))), havaalanından bizi aldığında , tatile gelmiş gibi hissettik kendimizi:)) "İnternetten" aldığımız evimiz henüz kullanıma açılamadığından, otelimize yerleştik..Tabii sonra doooğru evi görmeye.. Ev ile ilgili anlatmam gereken uzun bir süreç var öncesinde ki roman olur:)) Ama kocam ev ile ilgili gerekli onarımları ve temizliği bitirtmiş olmanın gururuyla, beğeneceğimizden emin bizi getirdi yeni evimize...ilk girdiğimizde ev, kızıma ve bana kasvetli ve eski geldi..Ama adamcağız o kadar uğraşmıştı ki günlerdir.   Aaaa ne güzell!!! Ama daha çok işi var dimi?? şeklinde bağladık konuyu..İnternet ten beğendiğim duvar rengi mutasyona uğramış,, badana lazım..bahçe hercai görünümüne rağmen, ihtiyacımız olan ışığı sağlamak için budanması ve bakılması lazım,, patio temizlenip cilalanacak, merdivendeki halılar sökülecek, şömine giydirilecek, orası burası onarılacak, aslında kapı pencere de değişmeli:))) Eve bi parke ve badana yaptırınca yetmiyormuş meğer:)))  Ama çatı katı, odalar, mutfak, özelikle bodrum oldukça güzel..Dünya kadar dolabım var..Ayıp olmasın diye tüm hayallerimizi oralara yönelttik:)) Tabi en önemli sorunumuz,  Barbar sadece 10 gün bizimle, sonra işi gereği 15 gün yok..Bu arada İstanbul dan gelen eşyalar bir an önce gelmeli.. Elektrik sistemimiz farklı olduğundan, tüm aygıtları yeniden almak lazım,....diye diye, kocaman bir listeyle çıktık evimizden..İlk 2 günümüzü evin ihtiyaçları için harcadık,,tabi gezip, tatmak istediğimiz bir sürü yer var..öğlen orda akşam burda derken, akşam otele döndüğümüzde, Kocam la göz göze geldik..Dedim ki; Bu böyle uzaktan olmayacak taşınalım!!! Tamam dedi..yarın, yaşayacak kadar acil bişiler alalım, yarın akşam evimizdeyiz!!!:)))

Çarşamba, Temmuz 28, 2010

Yeni Hayat

Evet, 19 gündür Toronto'dayım..  Her geçen gün anlatacak o kadar çok şey birikti ki,zararın neresinden dönüpte yazsam diye,,,,anca oturdum pc min başına...   Önce bir küllerinden silkeledim blogumu:))  Yola çıkmaya çalışmanın verdiği endişe ve telaşın egemen olduğu renksiz blogum,,  kendini rengarenk,  heyecanlı ve gizemli bir zemine bıraktı:))   Evet biraz daha renklerle oynanıp, biçimlendirilip, resimlerle süslenebilir..  Önemli....  tüm hayatımızı not edeceğiz..   Öyle zırt pırt değişiklikler olmaz...karakterli olsun,,yaşanabilecek tüm ruh hallerine uyum sağlasın..  Fonksiyonelliğide önemli,,neyi nereye koyduk diye aramıyalım.   Her gelen beğensin,kendinden bişiler bulsun, rahat etsin... Mağlum, beğenilmek en büyük içgüdümüz:))   Tabi ki geliştirebilmek için, çok kapı gezip, öğrenmeliyim..  Vaktimiz çok,,   En güzeli de bu..    Heyecan ve heves..  .Evim, ailem ve bloğum hazırız..Gelsin, yeni hayatımızın, geri kalan günleri:)))

Pazar, Mayıs 09, 2010

Anneler Günü Hediyem:)))

Uzaktaki Koca'dan mektup;;;



Benim Karim Annelerin en guzelidir..

Sabahtan gece yarilarina kadar hep varsa yoksa cocuklarini konusup, cocuklarini dusunup deli oldugu icin..

Cocuklarina en cok ne yakistigini durmadan dusundugu icin, bunun icin gerekirse Buyuk Kiziyla saatlerce tartistigi; Kucuk Kiziyla da simdilik hic tartismadigi icin

Gunlerce cocuklarini nasil daha iyi beslerim diye dusundugu; Buyuk Kizi icin en guzel, en hormonsuz besinleri sectigi; Kucuk Kizi icin aylarca memelerini daha iyi , daha cok sutle nasil doldururum diye yemedigi tatli kalmadigi, icmedigi malt hulasisi kalmadigi icin

Kucuk Kizi icin aylarca her gece usanmadan , her mikirdamasinda usenmeden uykusundan kalkip, onu besleyip sarmalayip yine uyuttugu icin

Buyuk Kizi icin senelerce beraber okullara tasinip, kurslara yazilip, butun Ilkokul mufredatini yutup yalayip ezberledigi icin

Kizlarinin sagligi icin gidecegi doktorlari nerdeyse sinavla ise aldigi, doktor ziyaretlerinde duyacagi cevaplari sanki sinav sonuclarini beklerken ki heyecanla bekledigi icin

Kucuk Kizi biraz daha sisman gozuksun diye beziyle tarttigi icin; Buyuk Kizi biraz daha uzun boylu gozuksun diye kizinin boyunu olcerken mezuranin ucunu bol tuttugu icin

Kucuk Kizini yurumeden yuruttugu; konusmadan konusturdugu icin; Buyuk Kizini yabanci dil konusan bir balerin yaptigi icin

Kucuk Kizina, bir umut belki yer diye , hep iki misli mama hazirladigi; Buyuk Kizina ise hep yemegin en iyi yerlerini verdigi icin

Cocuklari hastalandigi zaman, yemeden icmeden kesildigi, nerdeyse onlarla birlikte atesi yukselip huysuzlandigi icin,

Bu kadar sene sonra gozunu karartip cocuklarinin gelecegi icin uzak diyarlara gitmeyi goze alabildigi icin

Ve tabi ki benim karim oldugu icin O Annelerin En Guzelidir!


Sevgilerimle..


Kocis

Perşembe, Mayıs 06, 2010

Hayatımdaki Kanada....

Kanada'yla olan ilişkim,,eşimle olan ilişkimle aynı zamanlara rastlar:)) Harita üzerindeki yerinden başka detayları, uzun bir kanada geçmişi olan, "kocam" pekiştirmiştir:)) Hatta evliliğimin 9.ayı ve 11. seneleri, "kendiliğinden kanada vatandaşı"olarak doğan kızlarımla, yarım kan "canadian" bile sayılırım...Her ne kadar kışını 15 günden fazla yaşamasamda, ziyaretlerimden, Toronto'yu "yaşanılası bir şehir" olarak benimsemişimdir...Taaa ki Ocak 2010 olana kadar.

Evliliğimizin ilk yıllarında, kontrolu eline alan,"proje bazında yaşam standartlarımız",,Duygu kızımın okula başlamasıyla beraber, yerini; "biz ayrı projelerin insanıyız" şeklinde bir evliliğe dönüştürmüştü:)) Uzun seneler, günlerce eşimle görüşemiyerek, ailemizi ayakta tutmayı başardık...Taa kii Ela kızım gelene kadar:))) Ben artık 2 çocuğun sorumluluğundan korktuğumdan herhal, rest çekermiş taklidi yaparak, "Ya bizide götür,,ya sende gitme" diye türkü mırıldanırken, kocam bunu ciddiye al... ve, "Haydi bakalım, yeni projemiz Kanada da..Al bakalım sana Toronto haritası, oturmak istediğin mahalleyi seç",,diyerek, yeni yılın ilk müjdesini verdi...Tabii kendisi de yeni "projesine" başlamak üzere yola çıkarak....



İşte; İki paragrafta tüm hayat hikayemi ve Toronto'10 maceramızın ilk günlerini anlatmış oldum:)) "Hazırlıklar başlasın!!!"......

Salı, Mayıs 04, 2010

Beyaz Sayfa

Nerden başlasam nasıl anlatsam?,,,3 kız kardeş ve 2 kız çocuğu annesi olan beni mi anlatsam?..Sanatçı olmak için çabalarken, yaratıcılığının sınırlarını, aile ve çocuklar ile çizen beni mi?? Yoksam, 12 senelik evliliğinde, 11 ev değiştirmiş, kocasının maceraperest kariyeri uğruna gezmediği ülke kalmayan beni mi??.....İlla da çalışacağımm!!!diye,,,bünyesinde yapılmadık iş kalmayan minik ofisi mi?? Bir tek denizcilik brövesi eksik kalmış,,kurslarımı mı??...Aaa kızım da eksik kalmasın diye!! Yarattığım “projemi” mi? Hayatımın her döneminde kurduğum ve genellikle altışarlı gruplar haline getirdiğim arkadaşlarımı mı?:)))) İşte bana çetele…konu başlıklarım tamam.

Sanırım en iyisi blogumu açmama sebep olan “beyaz sayfam”..İtiraf etmem lazım,,benimde kocamdan kalır yanım yok..”haydi bakalım yeni bir hayata” dendiğinde topuklarım popoma vuruyor..Haydi tonton “hop hop hop” diyerek başlıyorum listelere..Bu yılki hedefimiz; Kanada ya göç etmek..Senelerdir anlatırım “hayatımın bir bölümünü Toronto da geçirmem lazım” diye. Çok kereler, genellikle kocanın işi sebebiyle gitmişliğim var..Çok ta güzel anılarım var..Ama insanın birkaç ay sonra döneceğini bilerek gitmesi zevkli tabii..Göç etmek, benim bile şu anda tam olarak kavrayamadığım bir kavram:)) Ki hala daha başka birileri gidiyormuş ta, bende onlara yardım ediyormuş hissi içerisindeyim..Belki yazarak daha iyi anlarım diye yazıyorum zaten:)) Birinin bana anlatması lazım,,ve o ben olmalıyım:))) Heyyy hanfendiii gerçekten gidiyorsunuzzzz!! Anneni, ablanları, arkadaşlarını bırakarak hem de!!! O yarım sayfa tuttuğun çetele varyaaa,,hepsi kendini reset edecek..15 gün içinde eşyalarını gönderip,,o listelerin hepsinin yanına tık laman lazım..İstanbul u soluyabilmek için ise tam 2 ayın kaldı!! Yap ne yapacaksan

Cuma, Nisan 30, 2010

Merhaba,

Ömür denen şey son sürat geçiyor...Hep bir hedefler belirleyip, arkasına takılıp gidiyoruz..İstediğimiz hayatı, "birgün" yaşayabilmek için ne çok gün harcıyoruz. Ben, 2005 te kendime bir blog açmışım mesela... Birgün yazabilmek için tam 5 sene harcamışım:)) 5 sene önceki istediğim o "birgün" gelmiş mi ? Hayır,, Ama ıskaladığım çok gün olmuş..Sadece 5 sene içinde bile ne çok şey yaşamış ve içime gömmüşüm.. Artık günleri "save "etmenin vakti gelmiş...
Tam da hayatımda yeni bir "beyaz sayfa" açarken...

Tabii yazmak ta bir yetenek işi:)) İtiraf etmek lazım 5 senedir yazmayışımın en büyük nedeni, kendimde böyle bir yetenek görememem:)) Herşeyi yapabilirim. Anlatırım, okurum, resim yapabilirim, tartışabilirim, fotoğraf çekebilirim, yaratıcı bir kişiliğim:)))...Ama yazmak benim ifade biçimim olamadı hiç..
Kalbine çok güvendiğim, canım arkadaşım, anneböcüğüm, beni heveslendirmese bir 5 sene daha da yazamayabilirdim..Hayatımda "gene" bir yeni sayfa açtığın için teşekkürler...

"Merhaba" Zehra'cımmmm......